20 Şubat 2010 Cumartesi

İrfana düştüm!..

Ma’nâ âleminde, vefâ yolunda;
Aşk ile elendim bir cana düştüm!..
Gönül vecde geldi cezbe hâlında;
Derdime gül bastım, dermâna düştüm!..

Gurbet, gam bendini bende mi kurdu?..
Mevlâ’m emaneti sırtıma vurdu!..
Her katrem ‘hû’ dedi, duruldu, durdu;
Kaynadım, çağladım devrâna düştüm!..

Duydum can özümde ney’in zârını;
Özünden ayrılmış buldum varını!..
Başımda gördükçe nefsin dârını;
Ölmeden hesaba, mizâna düştüm!..

Ömrüm, kula döndü bir hak uğruna;
Hasret odu düştü gülün bağrına!..
Girdim ibret ile âlem seyrine;
Hayretten süzüldüm, hayrana düştüm!..

Ey gönül, dost için yüzümüz var mı?
İhlâs ocağında, közümüz var mı?..
Bu sesler, ahenkler özge diyâr mı?
Bir aşkın elinden mestâne düştüm!..

Takvâyla inceldi bu içli sözüm;
Edep dergâhında, tutuştu közüm!..
Bir zikrin nûruna kandıkça özüm;
Sınandım irfandan, irfana düştüm!..


RIFAT ARAZ

Sevdim Seni

Fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni
Böyle yazmış alnıma kilk-i kazâ sevdim seni
Ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nüh felek
Şâhid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni


Bend-i peyvend-i dilim ebrû-yı gaddârındadır
Rişte-i cem’iyyetim zülf-i siyeh-kârındadır
Hastayım ümmîd-i sıhhat çeşm-i bîmârındadır
Bir devâsız derde oldum mübtelâ sevdim seni

Ey hilâl-ebrû dilin meyli sanadır doğrusu
Sûy-i mihrâba nigâhım kec-edâdır doğrusu
Râ kaşından inhirâf etsem riyâdır doğrusu
Yâ savâb olmuş veya olmuş hatâ sevdim seni

Bî-gubârım hasret-i hattınla hâk olsam yine
Sıhhatim rûh-i lebindendir helâk olsam yine
Tîğ-i gamzenden kesilmem çâk çâk olsam yine
Hâsılı beyhûde cevr etme bana sevdim seni

Gâlib-i dîvâneyim Ferhâd u Mecnûn’a salâ
Yüz çevirmem olsa dünya bir yana ben bir yana
Şem’ine pervâneyim pervâ ne lâzımdır bana
Anlasın bîgâne bilsin âşinâ sevdim seni

Şeyh Galip

Varsam Hicâz illerine

Varsam Hicâz illerine
Düşsem Ka'be yollarına
Lebbeyk diyen dillerine
Kurbân olsam kurbân olsam

Tavaf etsem yana yana
Zemzem içsem kana kana
Hakk ismini ana ana
Giryân olsam giryân olsam

Safâsında safâ sürsem
Mervesinde mürvet görsem
Hatim'ine yüzüm sürsem
Hayrân olsam hâyran olsam

Arafat'ta vakfe etsem
Cebelü'r-Rahme'ye yetsem
Mescîd-i Nemre'ye gitsem
Üryân olsam üryân olsam

Minâ'da üç gece yatsam
Kurbân kesip saçım kırksam
Üç Cemre'ye taşlar atsam
Peymân olsam peymân olsam

Aşkî Ka'be sende asıl
Her murâdın oldu hâsıl
Olmak için Hakk'a vâsıl
İrfân olsam irfân olsam




Muzaffer Ozak& Safer Dal

19 Şubat 2010 Cuma

Vuslat




Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,

Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı
Görmezler ufuklarda, şafak söktügü anı...

Gördükleri rü'ya ezeli bahçedir aşka;
Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka.

Bülbülden o eğlencede feryad işitilmez;
Gül solmayı; mehtab, azalıp gitmeyi bilmez...

Gök kubbesi her lahza, bütün gözlere mavi...
Zenginler o cennette fakirlerle müsavi;

Sevdaları hülyalı havuzlarda serinler,
Sonsuz gibi, bir fıskiye ahengini dinler.


Bir ruh, o derin bahçede bir defa yaşarsa
Boynunda O'nun kolları, koynunda O varsa,

Dalmışsa O'nun saçlarının rayihasiyle,
Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle.

Yıldızları, boydan boya doğmuş gibi, varlık
Bir mucize halinde o gözlerdendir artık.

Kanmaz, en uzun buseye, öptükçe susuzdur
Zira, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur.

İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan...
Bir sır gibidir azçok ilah olduğumuzdan.

Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.
Bir gün nereden hangi tesadüfle gelirler?

Aşk, onları sevkettiği günlerde, kaderden
Rüzgar gibi bir şevk alır, oldukları yerden.

Geldikleri yol, ömrün ışıktan yoludur o!
Alemde bir akşam ne semavi koşudur o!

Dört atlı o gerdüne, gelirken dolu dizgin,
Sevmiş iki ruh ufku görürler daha engin,

Simaları her lahza parıldar bu zaferle;
Gök, her tarafından, donanır meş'alerle!

Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar

Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda,
-Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da-

Bir an uyanırlarsa leziz uykulardan,
Baştanbaşa, her yer kesilir kapkara, zindan...

Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak...
Günden güne, hicranla bunalmış gibi, yanmak...

Ey tali! Ölümden ne beterdir bu karanlık!
Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık!

Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et!
Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!


Yahya Kemal Beyatlı

18 Şubat 2010 Perşembe

Aşk damlası düşünce gönlün ince teline...


Güneş batar, ay söner ama aşk doğar közde,
Mazrufta esas kıymet, aşk tek kıymettir özde.

Aşk damlası düşünce gönlün ince teline,
Döndürür ırmakları Hakk’ın coşkun seline...

Aşk bir cemre misali can evine inince,
Yeşerir yedi iklim fırtınalar dinince.

Aşk yüreğe girince Bağdat yolu sorulmaz,
En uzak diyarlara yolculuk külfet olmaz.

Mîrac lezzetindedir aşkı tadan yürekler,
Dağlar, çöller yol verir, mâşuku onu bekler.

Nasıl koşarsa aşkla pervâneye kelebek,
Âşıkın yüreği de billûr ırmaklara denk.

Yükselir Arş’a ruhlar, kanatlanmış kuş gibi,
En yüksekten görünür engin denizin dibi.

Aşk huzur kaynağıdır, güler âşık çileye,
Dayanma gücü aşktır her türlü zelzeleye.

Karanlık geceleri aşk kandili ışıtır,
Benlik aşkla silinir, aşk kendini taşıtır.

Günbeyli yüreğini çevir, aşkın yoluna,
Gör bak! Nasıl giriyor, her şey kendi yoluna.

Aşk damlası düşünce gönlün ince teline...

MAHMUD TOPBAŞLI

15 Şubat 2010 Pazartesi

Âh n'ideyin gönül seni

Aşka düşürdün kendüzün
N'eyleyeyin gönül seni
Bir oldu gecen gündüzün
Âh n'ideyin gönül seni

Düşeli aşkına yârin
Yerde gökte yok karârın
Gitti elden ihtiyârın
N'eyleyelin gönül seni

Hakk ile her kim bileşdi
Vâdî-i hayrete düşdü
Aşk deryâsı başdan aşdı
Âh n'ideyin gönül seni

Âşık olaldan dîdâra
Derd ile kaldın âvâre
Döymez oldun intizâre
N'eyleyeyin gönül seni

Aşk ile hoş oldu başın
Ma'şûk ile doldu işin
Kalmadı gayrı teşvîşin
Âh n'ideyin gönül seni

Her gün Hakk'tan ihsân ola
Her müşkil iş âsân ola
Her derdine dermân ola
N'eyleyeyin gönül seni

Ma'şûktan ericek kemend
Uşşâkı eyler kayd ü bend
N'itsin Hüdâyî derd-mend
Âh n'ideyin gönül seni



AZİZ MAHMUD HÜDAİ

14 Şubat 2010 Pazar

Ey nefsim!




Rıza-i ilahidir istenen gaye,
Dünyayı ebedi sanma ey nefsim!
Büyüklerin sözü değil hikâye,
İtiraz edip de yanma ey nefsim!

Atasözlerini yabana atma!
Sağlam gemiye bin, denizde batma!
İman hazineni bir pula satma!
Öyle renkten renge dönme ey nefsim!

Allahın evidir, bir kalbi kırma!
Gariplere acı bir de sen vurma!
Önüne gelene sualler sorma!
Herkesin sözüne kanma ey nefsim!

Kimisi boş yere çeker yorgunluk,
Mazide kalmalı artık dargınlık,
Hoca artık barış, bitsin kırgınlık,
Kolay kurtulurum sanma ey nefsim!

Alıntı